TANIK DELİLİ

Hukuk davalarında tanıklık, davanın taraflarından olmayan (üçüncü) kişilerin dava konusu bir vakıa hakkında dava dışında beş duyuları ile bizzat edinmiş oldukları bilgileri mahkemeye bildirmeleridir.

Taraflar tanık deliline dayanıyor iseler mahkemece kendilerine verilen süre içerisinde tanık isim ve adreslerini mahkemeye bildirmeleri gerekir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 240/2 nci maddesine göre ikinci bir tanık listesi verilemez ve listede yer almayan kimseler tanık olarak dinlenemez.

Yargıtay içtihatlarına göre aksine ciddi ve inandırıcı deliller olmadığı sürece tanıkların doğru söylediği kabul edilir. Bununla birlikte 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 240-265 inci maddelerinde düzenlenmiş “tanık” delili keşif ve bilirkişi incelemesi gibi “takdiri delil” türlerinden biri olup hâkim tanık ifadeleri ile bağlı değildir.

Kural olarak, senetle ispat zorunluluğuna tabi vakıalar (HMK m. 200) hakkında tanık dinlenmez. Ancak 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 202 inci maddesine göre hakkında yazılı delil başlangıcı bulunan konular hakkında tanık dinlenebilir.

Tarafların vekili olan avukatların 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 249 uncu maddesine göre iş sahibinin muvafakatini almaları kaydı ile tanık olarak dinlenebilmeleri mümkündür.

Tanıklık yapmak kural olarak zorunludur. Ancak tarafların eşi, nişanlısı, kardeşi, altsoyu, üstsoyu gibi bir kısım yakınları tanıklık (HMK m. 248; kişisel nedenler) yapmaktan çekinebilirler.

Tanıklar, hâkim tarafından ayrı ayrı dinlenir ve biri dinlenirken henüz dinlenmemiş olanlar salonda bulunamazlar.

Eğer ispat için yeterliyse, hâkim tarafından taraflarca gösterilen tanıkların bir kısmının dinlenilmesi ile yetinilebilir ve diğerlerinin dinlenilmesinden vazgeçilebilir.(HMK m. 241)

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 196 ıncı maddesine göre taraflardan birinin bir tanığın dinlenilmesinden vazgeçmesi diğer tarafın açık muvafakatine bağlıdır.

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’ nun 272 nci maddesine göre yalan tanıklık suçtur.