HUKUKİ TERİMLER SÖZLÜĞÜ

(Yapım aşamasındadır)


A B C Ç D E F G H I İ J K L M N O Ö P R S Ş T U Ü V Y Z


A


AİLE KONUTU: (İng: MATRIMONIAL HOME) Eşlerin bütün yaşam faaliyetlerini gerçekleştirdikleri, acı ve tatlı günlerini yaşadıkları, yaşam faaliyetlerini yoğunlaştırdıkları mekân.


ALACAKLI: (İng: CREDITOR) Bir borç ilişkisi nedeniyle bu ilişkinin diğer tarafı olan kişiden bir edimi yerine getirmesini isteme hakkına sahip kişi.


ANAYASA: (İng: CONSTITUTION) Bir devletin yönetim biçimini, ülke üzerindeki egemenlik hakkının nasıl kullanılacağını, devletin temel kurumlarının, yasama, yürütme, yargı gibi devlet organlarının nasıl işleyeceğini belirleyen, kişilerin temel hak ve özgürlüklerini güvence altına alan, diğer kanunların üzerinde yer alan temel kanundur.


ANAYASA HUKUKU: (İng: CONSTITUTIONAL LAW) Devletin şeklini, yapısını, organlarını, görev ve yetkilerini, bunların birbirleriyle olan ilişkilerini, kişilerin temel hak ve hürriyetlerini düzenleyen hukuk kurallarını içeren bir hukuk dalıdır.


ANAYASA MAHKEMESİ: (İng: CONSTITUTIONAL COURT) Anayasa değişikliklerini sadece şekil bakımından olmak üzere kanunların, kanun hükmünde kararnamelerin ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Anayasa’ya şekil ve esas bakımlarından uygunluğunu denetlemek, temel hak ve özgürlüklerin kamu tarafından ihlâli ile ilgili bireysel başvurulara bakmak, siyasi partilerle ilgili kapatma davalarına bakmak ve siyasi partilerin mali denetimini yapmak, milletvekilleri ile ilgili yasama dokunulmazlığı ve milletvekilliğinin düşürülmesine ilişkin işlere bakmak, bir kısım devlet yüksek görevlilerini görevleri ile ilgili suçlardan dolayı Yüce Divan Sıfatı ile yargılamak, Uyuşmazlık Mahkemesi Başkanını seçmek ve kanunlarla verilen diğer görevleri yapmak üzere kurulmuş yüksek mahkeme.


AVUKAT: (İng: ATTORNEY) Hukuki ilişkilerin düzenlenmesinde, her türlü hukuki sorun ve uyuşmazlıkların adalet ve hakkaniyete uygun olarak çözümlenmesinde, hukuk kurallarının tam olarak uygulanmasında, her derecede yargı organları, hakemler, resmi ve özel kişiler, kurul ve kurumlar nezdinde hukuki bilgi ve tecrübelerini adalet hizmetine ve kişilerin yararlanmasına tahsis eden, kamu hizmeti gören serbest meslek mensubu kişi.


AYIRTIM GÜCÜ: (İng: DISTINGUISHING ABILITY) Bir kimsenin davranışlarının, eylem ve işlemlerinin sebep ve sonuçlarını anlayabilme, değerlendirebilme ve ayırt edebilme kudreti. Yaş küçüklüğü, akıl hastalığı, akıl zayıflığı, sarhoşluk ya da bunlara benzer sebeplerden biriyle akla uygun biçimde davranma yeteneğinden yoksun olmamak. Ayırtım gücü olmayan kişilerin yaptığı hukuki işlemler geçerli değildir.


B


BORÇLAR HUKUKU: (İng: LAW OF OBLIGATIONS) Borç ilişkisinin doğumunu, hükümlerini, türlerini ve sona ermesini düzenleyen bir özel hukuk dalıdır.


BORÇLU: (İng: DEBTOR) Bir borç ilişkisi nedeniyle alacaklıya karşı bir edimde bulunma yükümlülüğü altına giren kişi.


BOŞLUK: (İng: GAP) Yürürlükteki hukukta somut bir olaya uygulanabilecek herhangi bir hukuk kuralının bulunmaması.


C


CEZA DAVASI: (İng: CRIMINAL ACTION (CASE)) Kanunların suç saydığı bir eylemi veya eylemleri işlediği iddiası bir kişinin mahkeme önüne getirilmesi, yargılanması ve eylemi ile ilgili olarak cezalandırılıp cezalandırılmayacağına ve suçlu bulunması halinde cezasının belirlenmesine karar verilmesi sürecidir.


CEZA ZAMANAŞIMI: (İng: PERIOD OF LIMITATION FOR EXECUTION OF PENALTY) 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 68 inci maddesine göre mahkûmiyet hükmünün kesinleşmesinden itibaren belli bir sürenin geçmesi halinde devletin ceza hükmünün infazından vazgeçmesidir.


CUMHURİYET SAVCISI: (İng: PROSECUTOR OF THE REPUBLIC) Ceza yargılamasında iddia makamını temsil eden, suç haberinin kendisine ulaşması ile devlet adına soruşturma yürüten, delilleri toplayan, gerekli şartlar oluşması halinde failler hakkında iddianame düzenleyerek ceza davası açan, davayı takip eden, kanunlarla verilen diğer görevleri yerine getiren, Hâkimler ve Savcılar Kanununa tabi kamu görevlisidir.


Ç


ÇOCUK (CEZA HUKUKUNDA): (İng: CHILD) 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 6 ncı maddesine göre henüz onsekiz yaşını doldurmamış kişi.


ÇOCUK HÂKİMİ: (İng: JUDGE OF JUVENILE) Hakkında kovuşturma başlatılmış olanlar hariç, suça sürüklenen çocuklarla korunma ihtiyacı olan çocuklar hakkında uygulanacak tedbir kararlarını veren çocuk mahkemesi hâkimi.


D


DAVA: (İng: ACTION (CASE)) Bir hakkın korunmasının bir hüküm ile sağlanması için devletin organlarından olan mahkemelere başvurma. Dava; aslÎ veya fer’Î olabilir. İhtilaflı veya ihtilafsız, ceza davası, hukuk davası, idari dava, kamu (amme) davası veya şahsî dava olarak anılabilir. Tek başına "dava" sözcüğü, genellikle hukuk davalarını işaret eder.


DAVA ZAMANAŞIMI (CEZA YARGILAMASINDA): (İng: PERIOD OF LIMITATION FOR CRIMINAL ACTION) 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 66 ncı maddesine göre suçun işlenmesinden itibaren belli bir sürenin geçmesi halinde devletin fail hakkında ceza davası açmaktan vazgeçmesidir.


DAVACI: (İng: PLAINTIFF (CLAIMANT)) Hukuk mahkemesinde bir başka kişi aleyhine dava açan kişi.


DAVALI: (İng: DEFENDANT) Aleyhinde hukuk davası açılan ve davacı tarafından mahkemeye sunulan dava dilekçesinde iddiaların yöneltildiği, aleyhine karar verilmesi istenilen gerçek veya tüzel kişiye denir. Türk hukukunda ceza davalarında “davalı” ibaresi kullanılmaz. Savcının kamu adına suç şüphesiyle aleyhine dava açtığı tarafa “sanık” veya “suça sürüklenen çocuk” denir.


DEVLET: (İng: STATE) Belli bir toprak parçası üzerinde yaşayan, bu topraklar üzerinde kanun koymak ve uygulamak, vergi toplamak, çeşitli idari kurumlar ve mahkemeler kurmak, ordu ve polis gücü oluşturmak gibi faaliyetleri ile egemenliğini kullanabilen ve siyasi olarak bir hükümet biçiminde organize olmuş insan topluluğu.


E

EDİM: (İng: DEED) Bir borç ilişkisi nedeniyle alacaklının borçludan isteyebileceği bir şeyi verme, bir şeyi yapma ya da bir şeyi yapmama eylemidir.


F



G


GECE VAKTİ (CEZA HUKUKUNDA): (İng: NIGHT TIME) 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 6 ncı maddesine göre güneşin batmasından bir saat sonra başlayan ve doğmasından bir saat evvele kadar devam eden zaman süresi.


H


HÂKİM: (İng: JUDGE) Kişilerin kendi aralarındaki hukukî uyuşmazlıklar, kişilerin Devletin eylem ve işlemlerine karşı açtığı idarî davalar, kişilerin kamu düzenine karşı işledikleri “suç” adı verilen eylemleri ile ilgili olarak Anayasa ve kanunlarda öngörüldüğü biçimde ve vicdanî kanaatlerine göre karar vermeye yetkili kılınan bağımsız ve tarafsız Hâkimler ve Savcılar Kanununa tabi kamu personelidir.


HUKUK: (İng: LAW) Bir ülke veya toplumda yetkili bir organ tarafından oluşturulan, o ülke veya toplum halkına uygulanan ve uygulanması kamu gücüyle sağlanan sistem veya kurallar topluluğu.


HUKUK DAVASI: (İng: CIVIL ACTION) Karşı tarafça hukukî haklarının ihlâl edildiği iddiası ile ve zararın önlenmesi, tazmini veya ihlâl edildiği düşünülen hukukî hakların sair bir surette korunmasının bir hüküm ile sağlanması talebi ile gerçek veya tüzel kişilerce hukuk mahkemelerine 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 118, 119 ve 120 nci maddelerine uygun biçimde resmî olarak başvurulması ve bu başvurunun incelenmesi süreci.


HÜKMÜN AÇIKLANMASININ GERİ BIRAKILMASI (HAGB): (İng: DEFERMENT OF THE ANNOUNCEMENT OF THE VERDICT) Ceza yargılamasında sanığın veya suça sürüklenen çocuğun suç işlediğine dair bir karar ve ceza verilmekle birlikte yetişkinlerde 5 yıl, çocuklarda 3 yıllık denetimli serbestlik süresince kasıtlı bir suç işlememeleri kaydı ile mahkemece bu kararın açıklanmasının geri bırakılmasıdır. HAGB kararının verilebilmesi için sanığın veya suça sürüklenen çocuğun daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm edilmemiş olması, yeniden suç işlemeyeceği konusunda mahkemece kanaate varılmış olması, mağdurun zararının giderilmiş olması ve ayrıca sanığın/SSÇ’nin kendisi hakkında HAGB kararı verilmesini kabul etmiş olması gerekir. HAGB ancak iki yıldan daha az hapis veya doğrudan verilmiş adlî para cezaları için uygulanabilir.


I



İ


İCRA FORMLARI: (İng: EXECUTION FORMS) İcra ve İflas Kanunu Yönetmeliği gereğince icra takip sürecinde kullanılan formlar ve belgeler.


İCRA TAKİBİ: (İng: EXECUTION PROCEEDING) Alacaklı kişilerin bir ilama dayalı olarak veya bir ilam olmaksızın alacaklarını tahsil etmek, ya da ilam gereğinin yerine getirilmesini sağlamak amacı ile borçlular aleyhine devlet nezdinde başlattıkları süreç.


İCRA VE İFLAS HUKUKU (CEBRİ İCRA HUKUKU, TAKİP HUKUKU): (İng: DEBT ENFORCEMENT AND BANKRUPTCY LAW) Alacaklının devlet gücü ve vasıtası ile alacağını elde etmesine ilişkin hukuk kurallarını içeren ve inceleyen hukuk dalına İcra ve İflas Hukuku denir. İcra ve İflas Hukuku; Cebri İcra Hukuku ve Takip Hukuku olarak ta isimlendirilir.


İDDİANAME: (İng: BILL OF INDICTMENT) 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 170 inci maddesi uyarınca soruşturma evresi sonucunda toplanan delillerin bir eylemin suç oluşturduğuna dair yeterli şüphe oluşturması halinde Cumhuriyet savcısı tarafından bir şahsın cezalandırılması veya hakkında bir güvenlik tedbirinin uygulanması talebi ile görevli ve yetkili mahkemeye sunulan belge.


İDDİANAMENİN İADESİ: (İng: RETURNING OF THE BILL OF INDICTMENT) 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 174 üncü maddesine göre soruşturma evresinin daha etkin bir biçimde yürütülmesi, koğuşturma evresinin kısa sürede sonuçlandırılabilmesi amacıyla mahkeme tarafından, iddianamenin ve soruşturma evrakının verildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde soruşturma evresine ilişkin bütün belgeler incelendikten sonra, eksik veya hatalı noktalar bulunması halinde bunların belirtilmesi suretiyle düzeltilmek üzere Cumhuriyet savcılığına iade edilmesidir.


İFLÂS: (İng: BANKRUPTCY) Ticaret mahkemesince iflâsına karar verilen tacir bir borçlunun (gerçek veya tüzel kişi) haczedilebilir tüm mallarının cebri icra yolu ile paraya çevrilmesi ve bu paralar ile bilinen tüm alacaklıların alacaklarının mümkün olduğunca karşılanması sürecidir.


İŞTİRAK NAFAKASI: (İng: ALIMONY OF PARTICIPATION) Boşanma veya ayrılığa karar verildiğinde hâkim tarafından resen veya istek üzerine çocukların velayeti kendisine verilmeyen eşin velayet kendisine bırakılan eşe çocuğun/çocukların yetişmeleri, bakımı ve giderlerini karşılamak üzere ödemesine hükmedilen nafaka türü.


J



K


KİRA SÖZLEŞMESİ:(İng: RENTAL AGREEMENT) Kira sözleşmesi, kiraya verenin bir şeyin kullanılmasını veya kullanmayla birlikte ondan yararlanılmasını kiracıya bırakmayı, kiracının da buna karşılık kararlaştırılan kira bedelini ödemeyi üstlendiği sözleşmedir.


KONKORDATO: (İng: COMPOSITION) Elinde olmayan nedenlerle mali durumu bozulmuş (iyiniyetli) bir borçlunun alacaklıları ile yaptığı ve ticaret mahkemesinin onayı ile geçerlilik kazanan anlaşma. Bu anlaşmada alacaklılar alacaklarının bir bölümünden feragat ederler veya vadesi gelmiş alacaklarının yeni bir vadeye göre ödenmesini kabul ederler. Borçlu da bu sayede haciz ve iflâs takibinden kurtulur.


KOVUŞTURMA: (İng: PROSECUTION) Ceza yargılamasında iddianamenin kabulüyle başlayıp hükmün kesinleşmesine kadar geçen evre.


L



M


MAĞDUR: (İng: VICTIM) Ceza hukukunda suçun pasif süjesi. Suçu meydana getiren fiilden "doğrudan doğruya" zarar gören kişi.


MAVİ KART: (İng: BLUE CARD) Doğumla Türk vatandaşı olup da çıkma izni almak suretiyle Türk vatandaşlığını kaybedenler ile bunların 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanununun 28 inci maddesinde belirtilen 3. dereceye kadar altsoylarına verilen ve bu kişilerin söz konusu maddede belirtilen istisnalar dışında Türk vatandaşlarına tanınan haklardan faydalanabileceklerini gösteren resmî belgedir.


MEŞRU MÜDAFAA (SAVUNMA): (İng: LEGITIMATE SELF-DEFENSE) Gerek kendisine, gerekse başkasına ait bir hakka yönelmiş, gerçekleşen, gerçekleşmesi veya tekrarı muhakkak olan haksız bir saldırıyı o anda hal ve koşullara göre saldırı ile orantılı biçimde defetmek zorunluluğu ile işlenen fiil. Bu fiillerden dolayı faile ceza verilmez.


MÜDAFİ: (İng: DEFENCE COUNSEL) Ceza yargılaması safhalarında şüpheli veya sanığın savunmasını yapan avukat.


N



O



Ö



P



R



S


SANIK: (İng: ACCUSED) Ceza yargılamasında kovuşturmanın başlamasından itibaren hükmün kesinleşmesine kadar, suç şüphesi altında bulunan kişi.


SORUŞTURMA: (İng: INVESTIGATION) Ceza yargılamasında kanuna göre yetkili mercilerce suç şüphesinin öğrenilmesinden iddianamenin kabulüne kadar geçen evre.


SUÇ: (İng: CRIME) Hukuk düzeninin kamu düzeni, genel ahlak ve devletin menfaatleri açısından zararlı gördüğü, yasakladığı ve işlendiğinde cezalandırdığı icraî veya ihmalî fillerdir. Ceza Kanununun ihlâli.


SUÇA SÜRÜKLENEN ÇOCUK (SSÇ): (İng: JUVENILE PUSHED TO CRIME) Kanunlarda suç olarak tanımlanan bir fiili işlediği iddiası ile hakkında soruşturma veya kovuşturma yapılan ya da işlediği fiilden dolayı hakkında güvenlik tedbirine karar verilen çocuk.


SUÇTAN ZARAR GÖREN: (İng: PERSON WHO HAS BEEN HARMED AS A RESULT OF CRIME) Suçun maddi konusu olmayan, ancak “dolaylı olarak” suç nedeniyle mağduriyete uğramış kişi. Örneğin, mağdurun yakınları ya da mağdurun ölümünden dolayı zarara uğrayan kişiler, yani mirasçılarıdır.


SULH HUKUK MAHKEMESİ: (İng: CIVIL COURT OF PEACE) Genel görevli Asliye Hukuk Mahkemesi ile birlikte kanunlarda sayılı istisnai görevleri yapmakla görevli tek hâkimli ilk derece hukuk mahkemesidir. Kira davaları, ortaklığın giderilmesi davaları, çekişmesiz yargı işleri, vesayet ve mirasın reddi davaları Sulh Hukuk Mahkemelerinde görülen davalardandır.


Ş


ŞÜPHELİ : (İng: SUSPECT) Ceza yargılamasında soruşturma evresinde suç şüphesi altında bulunan kişi.


T


TAKİP TALEBİ : (İng: REQUEST OF EXECUTION PROCEEDING) 1. Borçlu/borçlular aleyhine icra takip işleminin başlatılması için alacaklının İcra Müdürlüğüne yaptığı yazılı veya sözlü talep. 2. Alacaklının borçlu/borçlular aleyhine icra takibinin başlatılması talebi ile İcra ve İflas Kanunu Yönetmeliğinin 19/a maddesi gereği İcra Müdürlüğüne sunduğu matbu dilekçe. Diğer adı; "Örnek No:1”.


TANIK DELİLİ (HUKUK DAVASINDA): (İng: WITNESS EVIDENCE (IN CIVIL ACTION)) Hukuk davalarında tanıklık, davanın taraflarından olmayan (üçüncü) kişilerin dava konusu bir vakıa hakkında dava dışında beş duyuları ile bizzat edinmiş oldukları bilgileri mahkemeye bildirmeleridir.


TEDBİR NAFAKASI : (İng: ALIMONY AD INTERIM) Boşanma davası sırasında talep üzerine veya resen eşlerden birinin diğer eşe kendisi için ve yanında bulunan reşit olmayan çocuklar için ödemesine karar verilen ve boşanma kararının kesinleşmesine kadar devam eden geçici nafaka türüdür. Ayrı yaşamakta haklı olan eşe de dava açması üzerine gerek kendisi, gerekse yanında yaşayan reşit olmayan çocukları için tedbir nafakası bağlanmasına hükmedilebilir.


U


UZLAŞMA: (İng: RECONCILIATION (IN CRIMINAL LAW) (TO BE RECONCILED) Uzlaştırma kapsamına giren bir suç nedeniyle, şüpheli veya sanık ile mağdur veya suçtan zarar görenin Ceza Muhakemesi Kanunu ve Ceza Muhakemesinde Uzlaştırma Yönetmeliğindeki usul ve esaslara uygun olarak anlaşmış olmaları.


UZLAŞMA BELGESİ: (İng: RECONCILIATION DOCUMENT) 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 253/16 ncı maddesine göre soruşturma evresinde uzlaşma teklifinin reddedilmiş olmasına rağmen, şüpheli ile mağdur veya suçtan zarar gören uzlaştıklarını gösteren belge ile en geç iddianamenin düzenlendiği tarihe kadar Cumhuriyet savcısına başvurarak uzlaştıklarını beyan edebilirler. Yine Ceza Muhakemesinde Uzlaştırma Yönetmeliğinin 26/1 inci maddesine göre uzlaştırmanın uygulanabileceği hâllerde kovuşturma evresinde yapılan uzlaşma teklifinin reddedilmiş olmasına rağmen hüküm verilinceye kadar sanık ile mağdur, katılan veya suçtan zarar görenin aralarında uzlaşmaları halinde; taraflar niteliğine uygun düştüğü ölçüde Ek-3’te yer alan Uzlaştırma Raporu Örneği'ne uygun bir belge düzenleyerek mahkemeye sunabilirler. İşte taraflarca Cumhuriyet Savcılığına veya mahkemeye sunulan bu belgeye “UZLAŞMA BELGESİ” denilir.


UZLAŞTIRMA: (İng: RECONCILIATION (IN CRIMINAL LAW) (TO MAKE RECONCILED) Uzlaştırma kapsamına giren bir suç nedeniyle şüpheli veya sanık ile mağdur, suçtan zarar gören veya kanuni temsilcisinin, Ceza Muhakemesi Kanunu ve Ceza Muhakemesinde Uzlaştırma Yönetmeliğindeki usul ve esaslara uygun olarak uzlaştırmacı tarafından anlaştırılmaları suretiyle uyuşmazlığın giderilmesi süreci.


UZLAŞTIRMA KAPSAMINDAKİ SUÇLAR: (İng: OFFENCES WITHIN THE SCOPE OF RECONCILIATION) Kanunkoyucu tarafından “uzlaştırma” kapsamına alınan ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 253 üncü maddesinde sayılı suçlar ile diğer bazı kanunlarda geçen şikâyete bağlı suçlar.


UZLAŞTIRMA RAPORU: (İng: RECONCILIATION REPORT (IN CRIMINAL LAW) Ceza Muhakemesinde Uzlaştırma Yönetmeliği gereği uzlaştırma işlemleri sonuçlandırıldığında uzlaştırmacı tarafından taraf sayısından bir fazla sayıda düzenlenen ve Cumhuriyet Başsavcılığı Uzlaştırma Bürosuna teslim edilen rapor.


UZLAŞTIRMACI: (İng: RECONCILIATOR (IN CRIMINAL LAW) Ceza yargılamasında şüpheli veya sanık ile mağdur veya suçtan zarar gören arasındaki uzlaştırma müzakerelerini yöneten, Cumhuriyet savcısının onayıyla uzlaştırma bürosu tarafından görevlendirilen avukat veya hukuk öğrenimi görmüş kişi.


Ü



V


VEKİL: (İng: REPRESENTATIVE) Katılan, suçtan zarar gören veya malen sorumlu kişiyi ceza muhakemesinde temsil eden avukat.


Y


YARDIM NAFAKASI: (İng: ASSISTANCE ALIMONY) Bir kişinin yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan üstsoyu ve altsoyu ile kardeşlerine vermekle yükümlü tutulduğu nafaka türü. 18 yaşını doldurmuş bulunan çocuğun eğitimi için ödenecek nafaka da “yardım nafakası” dır.


YARGITAY: (İng: COURT OF CASSATION) Adliye mahkemelerince verilen ve kanunun başka bir adlî yargı merciine bırakmadığı karar ve hükümlerin son inceleme merciidir. Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 154. maddesi ile 2797 sayılı Yargıtay Kanunu ve diğer kanunların hükümlerine göre görev yapan bağımsız bir yüksek mahkemedir.


YOKSULLUK NAFAKASI: (İng: POVERTY ALIMONY) Boşanma davası nihai kararı ile hükmedilen, boşanma kararının kesinleşmesinden itibaren işlemeye başlayacak olan ve boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek eşe diğer eşin ödemekle yükümlü tutulduğu nafaka türüdür.


Z